DOLAR
EURO
STERLIN
FRANG
ALTIN
BITCOIN

Ertuğrul Dalbastı Yazdı “Sivasspor Gündemi: Fiorentina Maçları”

Yayınlanma Tarihi :
Ertuğrul Dalbastı Yazdı “Sivasspor Gündemi: Fiorentina Maçları”

Köşe yazarımız Ertuğrul Dalbastı Demirgrup Sivasspor-Fiorentina maçlarının analizini yazdı.

 

Sivasspor’un Fiorentina ile eşleşmesini Sivasspor adına iyi bir kazanım olarak değerlendirdiğimi, eşleşme ile ilgili yazdığım yazıda ifade etmiştim. Bunu söyleme nedenim, beklentilerin rölantide olduğu, Sivasspor adına yoğun bir baskının söz konusu olmadığı bu eşleşme atmosferinde, sergilenebilecek iyi bir performansın, kadro kalitesinin de bütçesinin de çok üstünde olunan bu konumlara dair daha da umutlar beslenmesine, geleceğe yönelik planların hazırlanmasına fayda sağlayacağıydı. Matematiğini ön alanda prese, bir hayli ön alanda konumlanan defansa ve orta saha üstünlüğüne dayandıran bu takıma karşı öyle bir an gelirdi ki; bir uzun top, dengesiz savunmaya karşı yakalanan bir hızlı hücum veyahut tehlikeli noktada elde edilen bir duran top organizasyonu, hikayeyi bambaşka bir yere de getirebilirdi. Bu açıdan belki de en konforlu kuralardan biriydi Sivasspor adına.

Varsayımları bir kenara bırakarak konuşmanın vakti geldiğinde ise, özellikle ilk maçtaki Sivasspor performansı bu anlamda bir hayli iç açıcıydı. Fiorentina gibi oyun üstünlüğünü gerek taktiksel formu, gerek bireysel yetenek çeşitliliği ile kolayca elde edebilecek bir takıma karşı savunmada kompakt kalmak, tehlikeli bölgesinde rakibinin olabildiğince az pozisyon bulmasını sağlamak en iyi senaryolardan biri olurdu. Nitekim özellikle eşleşmenin ilk 60-70 dakikasını bu oyun formuyla, bazı anlarda Fiorentina’nın performansına paralel, skor tehditi oluşturabilecek işler de yapan Sivasspor işin o dakikasına kadar beklenilenin çok üstünde performans sergiledi. Barak’ın karambolde attığı golün de o denli organizasyon yetersizliğiyle bağlı olmadığı düşünüldüğünde, 1-0’lık skorla Artemio Franchi’den dönülen bir senaryo ile ilgili tek endişe duyulan nokta, Gradel’in – ki bunu farklı bir yazıda kaleme alacağım – üst üste sunduğu sorumsuzluk örnekleri ve aldığı kırmızı kartlar olabilirdi. Bu halde taraftarı karşısına, iyi oynamaya çok müsait bir atmosfere gidilecek olması Sivasspor üzerinde “acaba” dedirten şeyler oldu.
İkinci maçın ilk yarısı, yenilen gole kadar Sivasspor üstünlüğündeydi. Önce Caicedo, sonra Erdoğan’ın cepheden denediği şutlar, orta sahada Fiorentina’nın dengesiz yakalanmasına sebep olarak kazanılan toplar ve girilen pozisyonlar yakın süreçte Sivasspor adına iyi şeyler olacağını gösteriyordu, nitekim 34. dakikada Erdoğan’ın attığı gol de tura ortaklık etmek anlamına geliyordu. Bu dakikadan sonra, Sivasspor adına belki de en kötü senaryo vites düşürmek ve Fiorentina’nın istediği pozisyon zenginliğini onlara vermek olurdu; nitekim o kötü senaryo yaşandı. Önce ilk yarının sonuna skoru 1-1’e getiren gol, sonrasında peşisıra 2. goldeki duran top savunması yetersizliği, golle sonuçlanmasa da savunmadaki hatalar, Goutas’ın kendi kalesine attığı gol ve Hakan’ın kırmızı kartı. 4-1 biten maç, bu kadar iyi sürdürülen, Sivasspor lehinde işleyen bir senaryoyu regüle edemeyecek bir yetersizlikle tamamlandı. Maç sonunda yaşananlar da eklendiğinde Sivasspor’un ve Rıza Çalımbay’ın Avrupa hikayesi özelinde çapının üzerinde bir iş yaptığını ortaya koydu. Belki farklı tasavvurlarımız da tezahür edebilirdi, Sivasspor doğru bir planlamayla bu eşleşmeyi kazanabilirdi ancak, benim en çok üzüldüğüm nokta Sivasspor’un sergilediği figür oldu. Profesyonelliğe yakışmayan şeylerin olduğu bu durum da, Sivasspor’un nasıl bir profesyonelleşme süzgecinden geçmesi gerektiğine işaret ediyor. Temsilcimizi tebrik ediyorum ve gelecekte daha iyi başarılarla tekrar gündeme gelmeyi temenni ediyorum.

YORUM YAP